| Türkü Öyküleri | |||
|
|||
Sevdalısına kavuşsa da mutluluğu bulamayan Cemil ile Defçi Fatma’nın türküsüdür. Neredeyse bütün mahallenin kızları aşıkmış Cemil’e. Bakışları can yakan, yakışıklı bir yiğitmiş bu delikanlı. Mahallenin kızlarından Fatma da Cemil’i severmiş. Severmiş sevmesine de Cemil’in kulağına gidecek kadar dolaşmış dillerde, ahali kızın haline dertlenir olmuş. Bir vakit, kendine bunca sevdalı Fatma’yı görmüş Cemil. Görürür görmez Cemil’de vurulmasın mı Fatma’ya. İki gönül böyle ateşlenince, büyükler engel olamamış bu sevgiye. Engel olamamışlar ama geç olduğundan mı, yoksa güç olduğundan mı, Cemil ince hastalığa yakalanmış. Aşıkların birbirine duyduğu bu tutkulu sevgi, Cemil’in hayatına mal olmuş. Fatma kavuşup da doyamadığı Cemil’in ardından ağlamış, ağıtlar yakmış. Cemil’ini kaybetse de aşk ateşi sönmemiş, ölünceye kadar içinde yanıp durmuş. Sevdiğine kavuşamayan Fatma, birbirine kavuşan gençlerin düğünlerine gidip def çalarak, sevda ateşini dindiremeye çalışmış. [1] [1] Cemil türküsünün hikayesi, Ramazan Özgültekin tarafından 1975 yılında Siverek’te 60 yaşında Mehmet Emin Çınar ve 70 yaşında Bandocu Mehmet (Öcal)’dan derlenmiştir. |